SON MESAJLAR
| Adalar Macera Yarışı by SALOMON |
|
|
|
| Yazar AliRıza Bilal (TTT Captain) | |||
| Salı, 07 Temmuz 2009 08:50 | |||
|
Adalar Macera Yarışı by SALOMON Prinkipo’dan Antigoniye, ordadan Halkiye en son Prinkipo’ya….
İstanbul da bir ilki gerçekleştirdik. Prens Adaları adı da verilen takımadalar içinde bir macera yarışı. Triton organizasyonun üstlendiği yarışma Adalar Belediyesi, SALOMON, Touareg Turk, TREK,Riva Mad ve HARDLİNE NUTRIOIN destekleri ile gerçekleşti. TTT olarak yine ikiye bölünüp 2 ayrı kategoride yarışma kararı aldık. Faruk ve ben TTT-Salomon1 takımı Utku ve eş, Neval de TTT-Salomon 2 mix takımı olarak yarışa katıldık. Bakiye en son dağ bisikleti yarışında düşüp dirseğini kırdığından hala dinleniyordu. Sakın oturup da pinekliyor sanmayın, kolu alçıda dağlarda koşmaya devam ediyor. Maceracılık onun ruhunda var. Evden bisiklet ile Bostancı rıhtımda Faruk ile buluşma ve Team Zıkkım sohbeti eşliğinde Büyük adaya vardık.Meydan da olması gereken başlangıç yerinde hala hummalı bir hazırlık vardı.Bu tip organizasyonları defalarca yaptığımdan bilirim, hep son ana kalan şeyler olur. Ama bu defa farklıydı sanki bayağı gecikmiş gibiydi. Malum adalara ulaşımın güç olması, içeride ki transferin ve lojistiğin zorluğu Belediyenin biraz aksaması organizasyonunda aksamasına sebep oldu. Bunu en iyi ben anlayabilirdim. Sadece gülümsedim. Sonuçta organizatörlerde bizler gibi amatörce yarışırcasına, bizlerin yarışabilmesi için didinip duruyorlar. Yok lastik patladı tamir et, havasını şişir, aman harita kabını sen mi getirdin ben mi getirdim derken yarış başladı. Faruk ile en önlerde başlama kararı aldık. Bu tip yarışta bizi zorlayabilecek çok takım yoktu. Dimdik bir yokuş ile başlayan Adalar Macera yarışı by SALOMON nabzın 170 lere çıkması ile devam etti. Yokuşu Team Scott ve TTT Salomon-1 ve Turkcell MTB takımları binerek çıkarken diğer takımlar ancak elde çıkarabildiler. Laf aramızda son 20 metreyi bende elde çıkardım. İlk nokta, yokuşun sonunda ki elektrik direğindeydi. Noktayı alır almaz tam gaz devam ettik. Lunapark meydanına gelince harita bakmak için Faruk durdu. Ne olduysa o an oldu ve yolu şaşırıp yokuş yukarı Aya Yorgi’ye çıkacağımıza dümdüz adanın tam arkasına doğru Turkcell MTB takımı ile hızla ilerledik. Adanın arkasına ulaşınca Faruk’a “bu nokta bu kadar uzakta olmamalı ver bakayım şu haritaya” dedim. Biz 2/3 ve 4 numaralı noktaları geçip 5. Noktaya kadar gelmişiz. Malum yarış kuralı, sıralı olarak nokralara gitmek ama tersten ve yokuş yukarıda geri döneceğimiz için diğer yarışmacılara karşı avantaj sağlamadığımızı da düşünerek 5 / 4 / 3 ve 2 numaralara tersten sanki göğe çıkıyormuşçasına toprak yolları tırmanarak ilerledik. Bu arada sıcak hava, güneş tam tepemizde boza pişirirken Büyükada yokuşları gerçekten iyi geldi. Pasımız açıldı. Hele geçtiğimiz senelerde inşa edilen yangın gözlem kulesinde ki manzara harikuladeydi. Diğer noktalara giderken harita okuma işini ben devraldım. Bisiklet bırakma noktasına kadar devam ettik. Bisikletleri hızla bırakıp SPD ayakkabılarımız çıkarıp koşu ayakkabılarımızı giydik. POLAR koşu sensorumuz sayesinde koşu hızımızı ,averajımızı ve nabız atışlarımızı da kontrol ederek,Turkcell MTB, ve 3 takım ile koşmaya başladık. İlk 3 noktaya beraber girdik. Sonra haritayı Faruk aldı çünkü benden önde koşuyordu. Normal yoldan tekrar ormana girdik, 2 noktayı daha alıp ip etabına doğru hızla koşmaya başladık. İp etabının önünden geçerken Faruk benden çok önde koşuyordu. Sanırım gördü dedim. Çünkü tepenin arkasına dolaşıp ip etabına gitmek gerekiyordu. Faruk sanki başka bir nokta daha varmış gibi tepenin tam arkasına dolanıp ip etabına tırmanmaya başladı. Bu arada bizle koşan diğer 3 takım yandan tepeye tırmanıp bizden önce ip etabına girdiler. Faruk’a neden yandan tırmandık diye sordum. Meğer ip etabını aşağıdan görmemiş. Münhani çizgilerine göre bakıp en kolay yoldan tırmanmayı seçmiş. Hâlbuki ben görmüştüm ama başka bir nokta daha var ve ona gidiyoruz diye ses çıkartmadım. Buradan bir kere daha ne gördük? Takım arkadaşından çok fazla uzaklaşmayacaksın. Yan yana olsak ve ben onu uyarsaydım diğer 3 takımdan da önce ip etabına girecektik. Neyse yarış daha bitmedi ve biz daha ilk adadayız. Vakit var. İp etabına girip kolayca geçiyoruz. Kısa ve hızlı bir etap. Koşarak bisikletlerimizi alıp önümüzde ki kontrol noktasını da geçip kanolara varıyoruz. İşte diğer ekipleri de yakalama şansı deyip asılıyoruz küreklere. Büyük adanın önünden geçerek Heybeli arasından Heybelinin arkasında ki plaja doğru asılıyoruz küreklere. Plaja vardığımızda tekneler arasından geçerek sahile geliyoruz Bizden önceki 3 ekipte bekleşiyorlar. Bir terslik var. Çünkü hakem veya bayrak yok. Burada yüzme etabı var ama nerede belli değil. Bir polis var ona soruyoruz ama o da bilmiyor. Bu arada organizasyonu arayan Team Scott bu etabın iptal olduğunu söylüyor bize. Birazda kızarak Kınalıya doğru ilerlemeye başlıyoruz. Güzelim yüzme etabı iptal oldu. Artık en öndeyiz. Heybeli ile Kınalı arasında arkadan mı dolanalım önden mi derken 2 ekip bizi geçiyor. Onlar gibi önden dolaşma kararı alıyoruz. Yine asılıyoruz küreklere ve Kınalıya ilk biz çıkıyoruz. Şu ana kadar sadece su içtik. Artık bir şeyler atıştırmanın vakti geldi derken bakıyoruz arkamızdan elen Team Scott ve yabancı bir ekip yemek yemeye koyuluyorlar. Biz koşarken yemeyi tercih ediyoruz. Zaten yemekte 3 parça çikolata, maksat kan şekeri düşmesin, şekerde enerji versin. Zaten Büyük adadan çıkmadan önce enerji jelden biraz emmiştim. Çikolatayı Faruk’la paylaşırken bir yandan haritaya bakıp koşmaya devam ediyoruz. Kınalı sahili çok güzel. İnsanlar ter içinde, ıslak ve tuzdan beyaz beyaz olmuş bize bakıp laf atıyorlar. Seviyorum ben laf atılmaları. Bazen gaz veriyor. İlk zamanlar kızıyordum ama artık kızmıyorum. Hoşuma gidiyor. Önümüzde ki 2 noktayı da aldık Bu arada diğer 2 takım nasılsa bize yetişti. Tepedeki noktaya yoldan mı gidelim dağa mı saralım derken bir takım yoldan diğeri de dağdan gitmeyi tercih ediyor. Bizde dağ tercih ediyoruz. Daha doğrusu Faruk üsteliyor. Kırmıyorum. Biliyorum ki birazdan bacaklarımız çizik içinde kan revan olacak. Olsun macera yarışların vazgeçilmezlerinden bu. Bunu da seviyorum. Mazohistmi oldum nedir? Öndeki takımı yakalıyoruz. Yola çıkınca diğer takımı da görüyoruz. Ama nokta yok. 3 takım ileri geri 15 dakika kadar noktayı arıyoruz. Nafile nokta yok. Vakit kaybetmeden devam ediyoruz. Tepeden halen Kınalıya doğru kürek çeken takımları görüyoruz. Bayağı farklı gelmişiz. Koşmaya başlıyoruz çalı çırpıdan kurtulmanın sevinci ile. Koştukça diğer takımlardan arayı açıyoruz. Arada tersten gitmekte olan bir sürü takımla karşılaşıyoruz. Kano etabına geldiğimizde başka kimsenin halen suya çıkmadığını görüyoruz. Birkaç takımda yeni gelmiş inmeye uğraşıyorlar. Team Zıkkım tezahüratı eşliğinde Kınalıdan hızla ayrılıyoruz. Faruk ile Heybeli de ki bisiklet etabı hakkında konuşurken; Kaşık adası civarında bir motor hızla üzerimize geliyor. Zaten çok dalga çıkmış tekmeyi idare etmekte zorlanıyoruz. Bu kaptan da deli midir nedir derken teknenin burnunda yatmış fotoğrafımızı çeken takımımızın da Fotoğrafçısı Hasan Kasapoğlu’nu görüyoruz. Teknede organizasyondan insanlar var. Tüm bisikletlerde teknede. Şaşırıyorum. Organizasyon; dalgaları göstererek havanın “malum” patladığını söylüyor ve Heybeli etabının iptal olduğunu Büyükada’ya devam edip yarışı bitirebileceğimizi ekliyor. Hızla çekmeye devam ediyoruz diyeceğim ama diyemiyorum. Heybeli önlerinden geçerken çok dalgalı. Neredeyse Abu Dhabi yarışına hazırlanırken Yassı Adaya gitmek için yola çıktığımızda, fırtınaya yakalandığımıza yakın hava var. Teknenin içi su dolu. Sanırım tekne iç cidarına da su aldı. Teknenin burnunu döndürmek hayli zorlaştı. Faruk belini dayayamadığı için çok rahatsız. Onunla guru duyuyorum çünkü ben olsam 50 kere söylenmiştim belim ağrıdı belim ağrıdı diye. Rüzgar devamlı soldan geliyor. Sola yatmaktan sol karın kaslarım demir gibi oldu. Belki de yağlar erimiştir diye düşünerek vakit geçiriyorum. Bu arada yaklaşan bir ekip var. Daha doğrusu ufukta gözüken. Şaşırıyoruz. Bu kadar farklı çıkmışken kim böyle yaklaşabildi diye düşünmekten alamıyoruz kendimizi. Büyük ada vapur iskelesine gelince film kopar gibi oluyor. İki vapur iki motor yanaşmak isterken önce bir vapur sonra bir tanesi daha manevra için iskeleden ayrılıyor. Devasa vapurlar arasında kalıyoruz Faruk ile. Hem büyük dalgalar, rüzgar hem de vapurların müthiş anaforlarında sabit kalmaya çalışıyoruz. Bu arada vapurdan “ öleceksiniz ne işiniz var burada” “arada kalacaksınız kaçın” feryatlarına gülerek karşılık veriyoruz. Hatta bir ara Kaptanla selamlaşıp iyi olduğumuzu işaret ediyorum. Ama aklım diğer ekiplerde. İnşallah bir kaza bela olmadan burayı geçebilirler. İskeleyi kazasız geçip iyi bir hızla kano bitişine geliyoruz. Kanomuzu emniyetle karaya çekip can yeleklerini de çıkarıp, sırılsıklam çantalarımızı sırtımıza alıp bitiş çizgisine koşmaya başlıyoruz. Ada çok kalabalık, malum Pazar günü. İnsanların içinden koşarken yine laf atıyorlar. Bu sefer daha da hoşuma gidiyor. Yarış bitiyor ya… Ellerimiz havada bitişe gelirken Hasan yine bu anımızı ölümsüzleştiriyor. Faruk ile birbirimizi tebrik ediyoruz. Bizden yarım saat sonra bir sürpriz ile TTT Salomon- 2 ekibi bitişe geliyor. Meğer arkamızdan gelen 2. Kano onlarmış. Çok gururlanıyoruz. İki ay önce çapraz ve ön bağları ile meniskleri tıraşlanan Utku, eşi Neval ile birlikte insan üstü azim göstererek; mix takımları bırakın, genel klasmanda bir sürü takımları geçerek 2. Geliyorlar. Takımımla gurur duyuyorum. Ödül töreni sırasında Team Scott ve yeni Macera Yarış takımı 4G derecelerimize itiraz ediyorlar. Noktaları sırası ile almadık diye. Hâlbuki bizler centilmenlik edip zaten organizasyona böyle yaptığımızı nedenleri ile anlattık. Organizasyonun hatalı nokta atması birinci sebep. Bizim yolu kaybedip tersten 3 nokta almamız ise diğer takımların lehine olacakken zaman cezası alıyoruz. Kime, ne kadar, neden ceza verildiği açıklanmadan Madalya töreni yapılıyor. Biz Faruk ile 2. İlan edilirken Utku ve Neval birinciliklerini koruyorlar. Bizler için önemli olan yarışmak. Zaten kimin bitişe ilk geldiği de malum. Haa bu arada söylemeyi unuttum. Prinkipo Büyükada, Heybeli Halki, Kınalı da Antigoni’dir.Bizans zamanında ki eski Prens adaları ismi ile… Teşekkürler Prens Adaları Tüm fotolara buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz Ali Rıza Bilal TTT Salomon Kaptanı www.touaregturk.net
|
|||
| Son Güncelleme: Salı, 18 Ağustos 2009 07:17 |






